• Facebook App Icon
  • Twitter App Icon
  • Google+ App Icon

''Makyajda kişilik önemlidir''| Cemil İpekçi ile Oya Tolga Röportajı

Makyajda kişilik önemlidir

 

Merhaba sevgili ALEM okuyucuları.
Bu hafta sizlerin eskiden tanıdığınız, benim de profesyonel

yaşamımda beraberce yıllarca çalıştığım bir isimle Oya Tolga'yla bir röportaj yaptım.
Yıllar sonra beraber çalışacağımız, bir sürü işi beraber yapacağımız aklımıza gelmezdi.
Biliyorsunuz modada da giysiler kadar giysilerin aksesuarları da çok önemlidir.
Hele yüzler en önemli şey. Çünkü doğru bir yüz ve güzel bir makyajınız yoksa elbise ne
kadar güzel olursa olsun sırıtır üzerinizde.
Hatta makyajla insanlar yeni kimlikler bile elde edebilirler. Bakışları değişir, bazı
kusurları kapanır, yüzler yapılır. Oya Tolga yıllardan beri birçok sanatçının yüzlerini
baştan yaratıyor. Onların makyajsız hallerini biz biliyoruz, makyajları yapıldıktan sonra
sahnedeki hallerini sizler biliyorsunuz. İki görünüşleri arasında hakikaten dağlar
kadar farklar vardır. Oya ile niye çalışmayı sevdim. Çünkü Oya mesleğini sadece işi
için almadı benim gibi, bir sürü sanatçı gibi sanatı için aldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Merhaba Oya.

 

İlk nerede okudun, bu eğitimi nerelerden aldın?

 

Güzel Sanatlar Akademisi'nden ayrıldım ve
evlendim. Ondan sonra da tabii hep
sanatta aklım kaldı ve kendi sanatımın
tekrar devamı için yurt dışında bulunduğum
bir dönem Paris'de akademiye gitmek
istedim. Tabii ki şimdiki gibi iletişimler
olmadığı için bir türlü akademiye girmem
mümkün olmadı, herşeyim tamamken ve
de girmem mümkün olabilecekken, iletişim
yetersizliği nedenleri dolayısıyla giremedim.
Ve de çok kısıtlı bir dönemim vardı.
Tesadüfen gördüğüm bir afiş üzerine bir
makyaj okuluna gittim Paris'te, öyle
başladı. Ve sonra makyaja aşık oldum. Çok
güzel bir olaydı. Elime fırsat geçtikçe
yurtdışına gittim. Mesela Londra'da bir
okula gittim, onun dışında tekrar Paris'te
başka eğitimler, seminerler derken olayı
tamamladık. Aşağı yukarı 5 senelik bir
eğitim almış oldum. Biraz tabii taksitle oldu
esasında ama başka da alternatifim
yoktu. Çünkü Türkiye'de yaşıyordum ve 0
zamanlar da Türkiye'den yurtdışına çıkmak
çok zordu, orada kalmak daha da zordu.
Dolayısıyla imkanlarım nispetinde zorlaya
zorlaya bir takım şeyleri öğrendim. Hala da
öğreniyorum.

 

Makyaj da bana göre bir nevi resim ama
tuvale değil yüze yapılan resim, ne
dersin?

 

Ben eski Türk sanatları bölümündenim,
yani resim bölümünden değilim. Daha
otantik şeylere, sana hayranlığım, eskiden
beri olan görüşüne saygım da oradan
geliyor zaten. içimizde çok hoş bir tarz var.
Batı'ya da dönüğüz ama D0ğu'yIa Batı
sentezi bir arada. Makyajda da öyle.
Mesela ben gözde sürmeyi severim. Bazı
eski tür şeyleri çok severek yaparım ve
onların sentezinle makyajı da yaparım.

 

Benim yaptığım makyajı eğer bir insan
gördüğü zaman bu ne güzel makyaj derse
eğer bu benim için çok büyük suçtur. Ben
bunu istemem. Ama sende bir değişiklik
var ne kadar hoş olmuşsun dedikleri
zaman o zaman doğru bir makyaj yaptığımı
anlıyorum.

 

Peki makyajda normal günlük makyaj
var, gece makyajı var, sahne makyajı
var, tiyatro makyajı var, film makyajı
var. Sen en çok hangisini yapmaktan
haz alıyorsun?

 

Bunu şu anda söylemek çok zor Cemil.
Çünkü ben kendi konumumda
çalışmadığım bölüm

kalmadı. Kozmetikte çalıştım, modada
çalıştım, sinema, televizyonda çalıştım,
eğitimcilik yaptım, seminerler verdim. Bu
konuda çalışmadığım dal yok. Hepsi çok
keyifliydi. Ama imkanlar müsait olsaydı
sinematelevizyonu bırakmazdım. O çok
önemliydi ve çok güzel birşeydi benim için.
Bazen mesela insanları yaşlandırmak,

çirkinleştirmek gibi gelebilir ama ondan da
bir haz duyduğum oluyordu çünkü çok
başarılı şeyler yaptık ekiple beraber. Zaten
iyi bir ekiple beraber çalışmak başarının ilk
adımıdır. Ekibin devamı da geldiği zaman
çok hoş şeyler yapılır.

 

Bir sürü insan karşına oturuyor, bunun
içinde güzeli var, çirkini var, teni güzel
olanı var, olmayanı var... Sana birisi
geldiği zaman onun güzel olmasını mı
tercih ediyorsun çirkin olmasını mı? Yani
senin yaptıklarınla değişecek yüzleri mi
tercih edersin?

 

 

 

Şimdi bunun yeri var. Genelde değişirler.
Yani kendi çizgilerine göre değişirler.
Mesela ben eğer bir gösteri makyajı
yapıyorsam çok değişmesini isterim. Hani
vardır ya sayfanın bir tarafında makyaj
yapılmadan önceki hali birtarafında
sonraki hali işte 0 görüntünün çok flaş
olmasını isterim. Ama genede görüntü
olarak makyajın değil kadının öne çıkmasını
isterim her zaman. Benim için çirkin olmuş,

yaşlı olmuş, şöyle olmuş böyle olmuş
makyajda hiç önemli değildir. Ben görevimi
en iyi şekilde yapmak isterim ve onu
yaptığım zaman da kadının gözünde o
mutluluğu görmek isterim.

 

Sanatçılarla çalışmak nasıl bir zorluk
içeriyor? Çünkü çok yıllar çok büyük
sanatçılarla çalıştın hala da
çalışıyorsun. Bir sanatçıyla çalışmanın
sana getirdiği heyecan üzüntüler ne
oldu?

 

O heyecan çok güzel bir şey. Herkesin
hayran olduğu, herkesin isteyip de yanına
yaklaşamadığı bir sanatçıya dokunmak,
onunla yakınlaşmak çok güzel birşey. Tabii
kötü olan onları kaybetmek. Mesela
rahmetli Zeki Müren gibi, mesela Hamiyet
Yüceses gibi. Onlar gerçekten insan için
çok büyük kayıp ve zorluk oluyor.
Mesleğimin en sevdiğim tarafı çok iyi
dostlar edindim. Hayatımda çok sevdiğim
insanlarla beraber olma imkanım oldu.

 

Sen de bir kadınsın. Oya Tolga'nın

hayatında makyajın ne kadar önemi var?

 

Çerkez olduğum için, sabahleyin kalktığım
zaman o kadar kötü olmuyorum Cemil.
Ama bakımlı ve makyajlı bir insanın
kendine daha çok saygısı olduğu için
kendim için biraz hafif birşeylerin olmasını
isterim. sabahleyin saçımı düzeltirim,
gözüme hafif bir şey sürerim, belki ruj
sürmem ama genede bakımlı gözükmeye
çalışırım. Bir de senin bilmediğin bir olay
var, ben evlendim, hiç böyle bir niyetim
yokken, fikrimi değiştirdim, niyet ettim
evlendim iyi de oldu.

 

Eşinin karşısına nasıl çıkıyorsun
sabahları?

 

Seni tanıdığımda genç kızlığımda biraz
daha bakımlıydın. Şimdi o kadar değilim,
şimdi biraz daha fazla önem verdiğim için
başkalarının daha güzel olmasına alıştım.
Daha doğrusu aynadaki görüntüye makyaj
yapmaktan üşendiğim için kendime biraz
daha kalıplaşmış şeyler uyguluyorum.
Akşam yatmadan önce sürme sürüyorum
sabah makyajlı kalkayım diye. Aynada
görüntüye makyaj oluyor.

 

Görerek makyaj
yapmak varken görüntüye makyaj olur mu?

 

Başkasına yapmaktan aldığım keyifi
kendime yaparken almadığım için artık
eskisi kadar yapmıyorum.

 

Makyajını yaptığın insanlar sahnede ya
da ekranlarda muazzam bir ilgi görürken
zaman zaman burkulduğun anlar oldu
mu hiç? Şu sahnede benimde bir payım
var ama insanlar farkında değil diye
düşündüğün oluyor mu?

 

Cemil öyle bir yaraya bastın ki... Sinemayı,
o kadar sevdiğim birşeyi neden bıraktığımı
zannediyorsun... Orada süpervizörlük
yaptığım dönemler bile oldu. Mesala
"Kantodan Tangoya" filmi 5,5 ay
hayatımdan aldı. 6 ay ne demek, ne
sevdiklerimle istediğim gibi görüşebildim ne
özel birşey yapabildim. Hiç bir şey
yapmadan bir 6 ay yaşadım onlarla. Karılar
Koğuşu diye bir film yaptık onunla da bir
zaman geçirdik. Televizyon dizileri daha
uzun sürüyor. Jeneriğe ismimi yazdılar,
bundan dolayı teşekkür ediyorum. O 2 film
yarışmaya girdi, bir davetiye yollamadılar.
Sayılmamak buna derler yani. Kolay değil.
Ondan sonra ben burada hiçbir şeyim, bu
işi bırakayım bari dedim ve dükkan açtım,
gelin makyajı yapıyorum, Doğru mu yapıyorum

bilmiyorum.

 

Gelinlerde sorunlar oluyor mu? Çünkü
çok yanlış gelin makyajları da yapılıyor.
Bunlar makyözlere mi bağlı, gelen kişiye
mi bağlı sence?

 

Benim yaptığım makyajlardan kimse
şikayetçi olmadı. Ben şimdiye kadar
mutsuz bir ifadeyle önümden kalkana
Allaha bin şükür rastlamadım. Allah'da
rastlatmasın bunca sene sonra.

 

 

Sence bir geline nasıl bir makyaj yapılmalı?

 

Gelinin makyajı biraz daha saf ifadeli
olmalı, boya küpü gibi olmamalı. En
azından fazla koyu renkler baskın renkler
kullanılmamalı. Fakat ilginçtir, geçenlerde
bir defilede bir makyaj yaptım neye
benzedi biliyormusun, çok entrasan çok
koyu siyah göz ve kırmızı dudak boyadım.
Ve bir yurtdışı defilesiydi. Gelinlik daha çok
defilede hazır giyim satan bir firmanın işiydi
ve bir siyah ben koydum yanağa. Sanki
annesine özenmiş büyümüşte küçülmüş bir
küçük kız ifadesi oldu. Ve çok sempatik
oldu. Bazen yanılabiliyorda insan. Ben
zaten makyajda biraz demokratımdır, illaki
şu şöyle diye düşünmedim hayatımda. Yani
bazen aklıma eser yaparım da oturuyorsa,
taşıyabilecekse öyle yaparım. Az önce
senin de söylediğin gibi hissetmem lazım.
Hissetmeden olamaz, giydiremezsin.
Mesela senin yaptığın şeyi bir insanın
taşıması gerekiyor. Yoksa olmaz yani.
Benim makyajımı da taşıması lazım. Bazı
insan taşır, bazısı taşıyamaz. Mesela
biliyorsun, Ajda Pekkan ne sürsen taşır. O
da garip bir olaydır yani. Dünya güzeli bir Â
kemik yapısı var ve herşey müsait. Ancak
bir çok öyle insan var ama taşıyamıyorlar.

 

Erkekler sahnedeki kadında makyajı
çok seviyorlar, sahne kadınlarına
bayılıyorlar ama beraber olduğu
kadınların, eşlerinin, sevgililerînin
makyaj yapmajına tahammül

edemiyorlar, neden acaba?

 

Üzgünüm ama bu konuda böyle düşünen
erkeklerin samimiyetine inanmıyorum.
Sahtekar olduklarına inanıyorum,
bağışlasınlar hepsi. Kıskanıyorlar yanındaki
kadını, başkası bakacak diye. Çok basit,
bir alaturka bir zihniyettir bu. Rahmetli
annemin çok güzel bir lafı vardı. "Erkekler
zevksizdir" derdi. Aman anne şimdi nerden
çıkarıyorsun erkeklerin zevksiz olduğunu
öyle şey olur mu Allahaşkına derdim. O da,
hayır bir kadını görürler, çok beğenirler,
aşık olurlar, alırlar, kendi zevklerine göre
düzeltmeye kalkarlar sonra kendi eserlerini
kendileri de beğenmez başkasına giderler
derdi. Çok doğru, anneme inanıyorum.

 

Doğru söylemiş rahmetli.

Bir de son 10 seneden beri yeni bir
moda çıktı, çok zengin bir aileden
gelmeyen genç hanımlar zengin
birileriyle evlendikleri zaman, birden
bire böyle hemen hemen hiç makyaj
yapmayan, dudaklara ruj sürmeyen,
tırnakları sıfır numara bir insan oluyor ve
bununla sanki snobizm klas elde etmiş
oluyorlar. Sence bu nasıl bir duygu. Bir
insan makyajı ile klas olabilir mi?
Makyajsız hali veya az makyajı ile daha
mı klastır?

 

Mesela buna benzer bir şey daha var.
Kırmızı ruj sürmezler avam olurmuş diye.
Niye kırmızı kadar kalite bir renk var mıdır...
Yakıştırırsan çok da güzel olur. Ne bileyim
ben mesela, dünyanın taptığı bir sürü kadın
kırmızı ruj sürüyor ve de hiç de avam
olmuyor. Avamlık insanın ruhunda,
şeklinde, kalitesindedir yani. yüz boyansa
da boyanmasada avamdır. Yani o kullandığı
kelimeden, şekilden, oturmasından,
kalkmasından, herşeyinden akar o zaten.
Makyaj yapsa ne olacak, yapmasa ne
olacak. Ondan birşey kurtarmış değil,
yakışırırsa yapsın daha iyi olur.

 

Çalışırken mutlu olduğun insanlardan
birkaç tanesini söyleyebilir misin?

 

Bir kere kişilik çok önemli. İnsanın kendi
kişiliği ve kendini prezente ediş tarzı
makyajda da çok önemlidir. Senin de
bildiğin gibi bu giyimde de çok önemlidir.
Bir insanın kendine yakışanı bilmesi ve onu
taşıması çok önemlidir. Ne bileyim
sabahleyin bir bluejean pantalonla

alışverişe çıkan kadının üstünü taşıması
farklıdır, bir öğleden sonra bir kokteyl
kıyafetini taşıması farklıdır, bir gece
kıyafetini taşıması farklıdır. Bazı insanlar
bunun hepsini çok güzel taşırlar, bazı
insanlar ise bir tanesini taşır ötekilerini
taşıyamaz. Yani yapılan makyajı eğer
taşıyorsa bütün yüzler güzeldir. Eğer sen
bana şuanda popüler kişilerden
soruyorsan tabii ki Ajda Pekkan başta gelir.
Mühim olan kusurlarını kapattıktan sonra
yapılan her makyaj herkese yakışır
esasında. Mesela bir Hülya Avşar var.
Türkiye'de inkar edilemeyecek bir yüz
Hülya. Hülya Avşar'a mesala gülmek
yakışıyor, şımarık hali yakışıyor, kendini
beğenmişliği bile yakışıyor.

 

İleriki zamanlarda ne yapmayı
düşünüyorsun? Bütün bir ömrün boyunca
makyaj yapmayı mı düşünüyorsun,
yoksa belli bir dönemden sonra farklı
şeyler yapacak mısın?

 

Biliyorsun hayvan hastalığım var, Onların
bazen resimlerini yapıyorum. Birşeyler
yapıyorum kendimce, yemek yapmayı
seviyorum, sofra kurmayı seviyorum,
dostlarımla oturup sohbet etmeyi
seviyorum. Keyifli şeyleri seviyorum yani.

 

Makyajın moda içerisinde en sevdiğin
dönemi hangisi?

 

Mesela 1930'ları seviyorum. ı930'larda
40'larda koyu renk gözler, kırmızı dudaklar,
beyaz tenleri çok seviyorum, bu sene çok
moda. Daha eski mesela, şuanda belki
ortaya çıkılmaz 0 kılıkla ama daha
hafifletilmiş haliyle Kleopatra'yı
seviyorum. Simge şeyler seviyorum.
Mesela Marilyn Monroe makyajını çok
seviyorum. Makyaj deyince hepsi iyidir,
kötüsü bile iyidir. Yeter ki iyi niyetle
yapılsın.

 

Sana çok teşekkür ediyorum. Bütün
bunlar, bu iyilikler senin kendi güzel ve
iyi niyetinden geliyor. Biliyoruz ki, yeni
yüzler, yeni güzellikler yaratacağız. Bin
tane güzel yüzü bize gösterdin yıllardan
beri onlar senin çizdiğin, senin yaptığın
resimlerdi, senin sergileridi Çok
teşekkür ediyorum söyleşi için.

 

Cemilciğim ben sana çok teşekkür
ediyorum. Seninle olmak her zaman çok

güzeldi.
 

 

 

Please reload

Featured Posts

Yıldızları Boyayan Kadın Oya Tolga

October 1, 2017

1/6
Please reload

Recent Posts
Please reload

Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Instagram Social Icon

 OYA TOLGA MAKE-UP STUDIO

 

Süleyman Seba Cad. No: 74-9 Maçka / Beşiktaş /İstanbul 

Tel: 0212 261 6875

© 2016 Oya Tolga Official Homepage