• Facebook App Icon
  • Twitter App Icon
  • Google+ App Icon

Yıldızları Boyayan Kadın Oya Tolga

October 1, 2017

 

Türkiye de gerçekten yıldız olupta onun koltuğuna oturmamış ünlü neredeyse yok, onun adı Oya Tolga. O bir sinema artisti olabilecek kadar güzel bir kadın ama kamera arkasını seçmiş ve podyum dünyasının da Oya ablası olmuş bir profesyonel...

 

 

 

 

Öncelikle bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Hoş geldiniz.

 

İyi ki geldim.

 

Gerçekten de iyi ki geldiniz. Oya Tolga ismini hepimiz biliyoruz. Hatta şöyle anlatayım, moda sektöründe tasarımcısından mankenine, fotoğrafçısından koreografına kiminle konuşursam makyaj uzmanı olarak bir tane birinciden bahsediyorlar, o da sizsiniz. İkinci olarak birkaç isim yan yana sayılıyor ama sadece bir tane birinci var. Bu başarının sırrı ne?

 

Valla bunu duymak çok hoşuma gitti doğrusu. Ne kadar hoş bir şey fakat ben kendi hakkımda hiç bir yorum yapamıyorum çünkü ben sadece çalışmayı biliyorum, başka da bir şey bilmiyorum. Yaptığım işler belli zaten.

 

O zaman şunu sorayım, bu yeteneğiniz nereden geliyor?

 

Ben bunu bir Allah vergisi olarak değerlendiriyorum çünkü hiç bir zaman bir make-up artist olmayı düşünmedim. Bambaşka bir nedenle gittim yurt dışına ama o olay gerçekleşmedi. Bu sırada makyaj eğitimi almaya başladım. Eğitim almaya başladığımda bunu bir meslek olarak seçmeyi de düşünmemiştim çünkü o sıralarda Türkiye'de böyle bir meslek dalı yoktu. Ardından Türkiye'ye dönünce bu işi yapmaya başladım ve bu işin Türkiye'de meslek haline gelmesine yardımcı oldum.

 

Böyle bir meslek yokken sizi makyaj uzmanlığı okumaya iten sebep neydi?

 

Sadece merak ettiğim için okudum ve çokta hoşuma gitti.

 

Peki Türkiye'ye döndüğünüzde bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

 

Ben yurt dışında sinema televizyon teknik make-up artisti eğitimi aldım. Teknik make-up çok kapsamlı bir iştir. Eğitim sonrası Türkiye'ye döndüğüm ilk zamanlar bir şey yapabileceğini düşünmüyordum. Çünkü o zamanlar sinema sektöründe make-up diye bir şey kullanılmıyordu. Kalkıp ben geldim diye ortaya çıkamayacağım için bu birikimimi bir süreliğine kendime saklamaya karar verdim. Bir gün bir arkadaşım "Bir kozmetik firmasında senin gibi birini arıyorlar" dedi ve ben o kozmetik firmasıyla işe başladım. Ben mesleği yapanlar arasında kozmetikte çalışan tek kişiyim.

 

Peki kozmetik firmasında çalışmanızın yaptığınız işe katkısı oldu mu?

 

Bu deneyim sayesinde malzemeyi tanıdım, malzeme satışını ve piyasayı öğrendim. Daha sonra makyaj uzmanlığına başladığım zaman orada edindiğim bu bilgilerin bana çok faydası oldu. Geriye dönüp baktığımda o işi iyi ki yapmışım diyorum. Çünkü bu işi yapmaya başladığım zaman orada edindiğim kozmetik bilgisinin çok önemli olduğunu anladım. Tabi malzeme kendi kendine iş görmez mutlaka arkasında iyi bir el olmalı.

 

Kozmetik sektörüyle olan ilişkileriniz' devam ettiriyor musunuz yoksa tamamen son mu buldu?

 

Halen o sektörden talebeler bana eğitime geliyorlar. Bu eğitimlerde zaman içinde edindiğim tecrübelerden de yola çıkarak malzemenin nasıl prezente edilmesi gerektiğini, hangi cilt için hangi malzemeyi önerebileceklerini anlatıyorum.

 

Türkiye'de moda sektörü adına 80'lerle başlayan ve bir süre 90'larda da devam eden bir Lale Devri var. O dönemlerin büyüsü sizce neydi?

 

80'ler, 90'lar kesinlikle iyi dönemlerdi. O yıllarda modellerimizin çıtaları çok yüksekti. Şöyle ki hepsi görgülü ve son derece iyi ailelerden gelen kızlardı. Ondan sonra gelen jenerasyon aralarında iyileri de olmakla beraber ne yazık ki aynı çıtada değildi. Bugün bir Hülya Yiğitalp gibi, bir Canan Mutluer gibi, bir Başak Gürsoy gibi veya şimdi adı aklıma gelmeyen o dönemin değerli mankenleri gibi kimse yok. Aslında günümüzde, o döneme göre bu işi yapmak isteyen daha çok genç kızımız var. Çünkü hepsinin aklında o dönemi) mankenleri kalmış. Onlar gibi olmak istiyorlar ama arka plan olmayınca da olmuyor. Evet hepsi çok güzel, boylu poslu kızlar, çok hoşlar, çok şekerler ama artık o kalite yok.

 

Sizin de o dönemlerde çok yoğun çalıştığınızı biliyorum. Bu yoğun tempoda yorulmuyor muydunuz?

 

O zamanlar günde iki, üç defile olurdu ve hepsine de yetişirdim. O dönemin mankenleri, fotoğrafçıları, hepimiz yetişirdik. Nasıl yapardım hiç bilmiyorum. Üstelik ben ne kadar çalıştığımı fark etmezdim. Çalışırken yorgunluk hissetmiyorum. Hatta rekorlarım var benim. Mesela Kantodan Tangoya Filmi çekilirken 4 gün 4 gecede 400 kişi boyadım.

 

Asistanınız var mıydı peki ?

 

Bir tane asistanım vardı ama bana şunu yap, bunu yap diye işi anlatmaktansa kendim yapmak daha kolay geliyor hep.O yüzden analatana kadar kendim boyuyorum.

 

Peki o günlerle kıyasladığınızda bugünü nasıl buluyorsunuz?

 

Bugünü bulamıyorum. Bugün benim anlayamadığım bir yozluk var. Mesela televizyonu açıyorum yerli bir dizi çıkıyor karşıma. Bir seyredeyim bakayım, ne işler yapmışlar diyorum ama inan seyredemiyorum. Belki insanlar bu söyleyeceklerimden hoşlanmayabilirler. İnsanları tenkit etmekten hoşlanmam ama gördüğüm ve bildiğim şeyleri söylemezsem o da yaptığım işe hakaret sayılır. Öncelikle kadınların hepsi prototip, sanki Kuğu Gölü'nü seyrediyoruz. Hani orada vardır ya birbirinin eşi makyajlar, aynen öyle tek tipler. Tabi bunun nedenleri var. Sinemada devamlılık diye bir şey vardır. Bir sahne çekilir on gün sonra onun kapı önü sahnesi çekilir. Aynı makyajı tutturmazsan kimse sana make-up artist falan demez. Şimdi piyasada çok uyanıklar var. Ben nasıl akıl edememişim o senelerde bilmiyorum. (Gülerek söylüyor.) Bir bakıyorsun bütün sahnelerde aynı makyaj, aynı ruj. Bu cidden çok ayıp bir şey ama yapıyorlar. Birde defilelerde dikkat ettiğim bir nokta var, yüzler ışık almıyor. Defilede yüz ışığını doğru vermek çok önemlidir. Mankenler güzelken çirkin oluyorlar. Maalesef çok az oranda doğru ışık alan yüz var. Bazı yüzler vardır doğuştan doğru ışık alır. Onu bile bozuyorlar. Kendilerinin farkında değiller herhalde. Birisi bunlara ne yapıyorsunuz dese fark ederler belki.

 

İyi işi anlamıyor muyuz artık?

 

İyi ile kötüyü ayırt etmemiz lazım artık. Ben bu işi yaptığım dönemlerde müthiş insanlarla çalıştım. Anmadan geçemeyeceğim, Neşet Kırcalıoğlu, Ender Turgut, Ümit Gülsoy, Alinur Velidedeoğlu vardı o dönemler. Hepsinin yaptığı işler birbirinden güzeldi. Bir defasında 
büyük bir stüdyoda çalışıyorduk. Makyaj odası uzakta Sete çağırdılar o anda elimdeki malzemeyle gittim "Oyuncunun burnu patlıyor'' dediler. Elimdeki pudrayı kullanayım dedim ama pudrayı buruna sürdüğüm an anladım yaptığım işi. Mendille hafifçe fazlalığını aldım. Görüntü Yönetmeni Ümit Gülsoy'du. Kameraya bir eğildiği anda "Bu pudra bir ton koyu" dedi. Öyle iyi iş yapan insanlardı. Şimdi kimse için sorun yok herhalde. Ben sorun çıkarıyorum sadece. (Gülüyor)

 

Sizin ayrıca plastik makyaj uzmanı da olduğunuzu biliyorum. Bize biraz işin inceliklerinden bahseder misiniz?

 

Sinema sektöründe çalışmaya başlayınca Oya'yı durumu oldu. Her türlü makyajı yapma fırsatı buldum. Plastik makyaj ve dönnem makyajı çok önemlidir. Bir işi yapıyorsanız o işin dibine kadar inmeniz lazım. Günümüzde herkes make-up artist oldu. Badem gözü boyayan kendine make-up artist diyor. Yok böyle bir şey. Bir defa makyaj nereden çıktı. Neden kadınlar makyaj yapıyorlar? Moda nedir? Bunları bilmeli. Ben gördüğüm zaman 30'ları, 40'ları, 50'leri hepsini tanırım. Ve işler kimin elinden çıkmış bilirim.

 

Son yıllarda da çokça dönem işleri yapılıyor. Arasından başarılı bulduklarınız hangileri?

 

Bir tek Diriliş: Ertuğrul dizisini başarılı buluyorum. Düzenli takip etme fırsatı bulamıyorum ama denk geldikçe takip etmeye çalışıyorum! Diğerlerinin hiçbirini ne yazık ki başarılı bulmuyorum. Çok takip etmediğim için belki arada kaçırdığım iyi işler vardır ama gördüklerimi beğenmiyorum. Her dönemin kendine göre bir stili vardır. Bundan yüzyıllar önce sarayda yaşayan bir cariyenin makyajına bakıyorsun bugünün makyajı var yüzünde. Böyle olunca iş iyi olmuyor tabi. Ertuğrul'da bu olmadığı için iyi buluyorum. Her şey dönemine göre Doğru ve iyi yapılmış. Doğru bir iş yaptıklarında da söylüyorum gördüğünüz gibi. (Gülüyor)

 

Türk kadınlarına dönersek, Türk kadınları makyaj konusunda ne kadar bilgili?

 

Son dönemde makyajla ilgili bir kirlenmişlik var. Kadınlar bana geliyorlar, bir fotoğraf gösterip onu yapmamı istiyorlar ama fotoğrafların hepsi Photoshop'lu. Ben yine iyi kötü Photoshop'lu yapıyorum (Gülüşmeler) ama esasında makyaj yaptığında Photoshop'a gerek kalmamalı. Biz hiç Photoshop'suz ne kadar güzel işler yaptık vakti zamanında. Bunun dışında kadınlar makyaj yapmayı seviyorlar. İyi ya da kötü yapmalarının hiçbir önemi yok. Kadın boyanmalı. Neden? Çünkü makyaj kadına moral verir. 1000'lik C vitamini gibidir. Hasta kalkarsın, makyaj yaparsın, iyi hissedersin. Eğer kişi makyajı yanlış biliyorsa, yaptığını da beğenmiyorsa eğitimlerimiz var. Gelip öğrenebilir.

 

Ben de tam onu soracaktım. Kişisel eğitimleriniz var diye biliyorum.Tam olarak nedir bu kişisel eğitim?

 

Eğitim programlarımın hepsi çok iyidir ama kişisel eğitim programım bugüne kadar yaptığım en iyi eğitim programım dır. Kişiye özel anatomik makyaj eğitiminde kişi bana kendi malzemeleri ile geliyor. Üç ayrı günde birer saatlik eğitim alıyor. Fevkalade de güzel öğreniyorlar.Aradan zaman geçtikten sonra yeni bir malzeme aldıklarında da, "Ben bu malzemeyi kullanmak istiyorum" diyerek bir danışmanlık servisi de talep edebilir. Bu da ücretsizdir. Bu programda kendi yüz anatomilerini öğreniyorlar ve kendi yüz ışıklarını tanıyorlar. Doğru ışık alan yüz her zaman güzel görünür. Doğal olarak doğru ışık alan çok az yüz vardır ama ben size bir iki örnek vereyim mesela bir toplum içinde bir kişiyi hemen fark edersiniz. En belirgin örneği Atatürk'tür. 30 kişinin olduğu bir fotoğrafta ilk onu görürsünüz. Çünkü o doğru ışık alan yüzdür. Herkes buna sahip değildir.

 

Son olarak aldığınız ödülleriniz den yola çıkarak sormak istiyorum. Çalıştığınız her dönemde bir numara sizdiniz ama bu ödüller son zamanlarda gelmeye başladılar. Bu bizim toplum olarak uzmanlıklara olan saygımızın artığının bir göstergesi olabilir mi?

 

Aslında o dönemlerde de ödüller aldım ama son iki aldığım ödül esas yaptığım işle ilgili. Tabi bu ödülleri bunca senenin birikimiyle aldım. Çok uzun seneler çalıştım çünkü. Ödül almak için falan da çalışmadım ama çalışırken ödül verseydiler acaba daha mı çok motive olurdum bilmiyorum. Hoş benim ekstra motivasyona ihtiyacım yoktu. Genelde sabah yataktan motive olmuş olarak kalkardım. Sanırım şimdi daha durağan olduğum bir dönemde o motivasyon tekrar gelsin diye veriyorlar herhalde. inşallah söylediğiniz gibi uzmanlıklara daha önem vermek adınadır bunlar. Benden sonrakiler daha şanslı olabilirler böylece. Biz yeni gelenlere bir yol açtık ve çok büyük bir saygıyla açtık bu yolu. Onların da aynı saygıyla devam etmelerini temenni ediyorum. Çünkü ben mesleğine saygısı olmayan kişiye tahammül edemiyorum. Aralarından işini gerçekten saygıyla yapanlarda aynı şekilde saygı görürler umarım.

 

 

Yaşar Şenyüz

Bir Lale Devri  emekçisi...

Merhaba; 
Lale Devri projesine başlarken hep söylediğimiz bir şey vardı, Lale Devri'nin parlayan yıldızları sadece o dönemdeki mankenler değildir. Mankeninden moda fotoğrafçısına, modacısından koreografına, ışıkçısından kulis yönetmenine, makyözüne, kuaförüne buraya yazamayacağım kadar çok dalda işinde uzmanlaşmış kişiler ve ekipler bu devire emek verdiler. Her birinin o döneme ayrı ayrı katkılan vardır. Ara ara mutlaka bu emekçi profesyonellerle de röportajlar yapıp buradan tanıtacağız dedik. Bu değerlerden bir örnek vermek gerekirse Türk Sanat Müziğinin bir numarası nasıl Zeki Müren'se, pop müziğinin bir numarası nasıl Ajda Pekkan'sa podyumların Lale Devri'nde makyajın bir numarası da hiç kuşkusuz Oya Tolga Hanımefendidir. Hatta kendisi Zeki Müren'in de, Ajda Pekkan'ında yıllarca değişmeyen tek makyözü ve çok yakın dostlarıdır. Rahmetli Zeki Müren TRT'de yılların yapımcısı Kürşat Özkök'ün hazırlamış olduğu ve çekimlerini İzmir TRT stüdyolarında gerçekleştirdikleri bir müzik programında geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybettiği sırada onu son defa gören ve ona son defa dokunup konuşan kişi de yine Oya Tolga Hanımefendi ve Ajda Pekkan olmuştur. Asıl söylemek istediğim güzelliği, eğitimi, zarifliği ile Oya Hanım çok rahatlıkla kameraların karşısına geçip Türkiye'nin en ünlü starlarından biri olabilecekken, o kameraların arkasında çalışmayı tercih etmiştir. İşini de o kadar ciddiye alıp o kadar da çok seviyor ki... Bu da kendisine makyajda bir numara unvanını kazandırıyor. Biz bu projeye başlarken makyaj konusu açıldıkça bütün yollar hep Oya Tolga'ya çıkıyordu. Sağ olsun kendisi de bize çok destek verdi. Ben Oya Hanıma buradan seslenmek istiyorum; "Sevgili Oya, Lale Devri'nin Mankenleri seni çok ama çoook seviyorlar.Burada hepsinin adına sana sevgi ve selamlarını iletiyorum.''.Allah sana uzun sağlıklı ve güzel bir ömür versin. Her zaman bizimle ol seni çok seviyoruz.

 

 

 

 

Ünlü Yorumları...

Hülya Yiğitalp

 Oya Tolga'yı tanıdığım ilk gün güzelliği beni şaşırtmıştı.Müthiş bir Strar ışığı olduğunu düşünmüştüm.Onun bu güzelliği ile kamera arkasında olup,başkalarını yıldızlaştırmayı tercih etmesini sonraları anladım.Oya Tolga işine aşık, işine saygılı, makyaj sanatında star bir makyözdür.Plastik makyajda, karakter makyajlarında gerçekten bir numaradır. Oya makyaj yaptığında "En güzel benim" diye dolaşırsınız. O derece başarılı ve güvenilirdir. Kedileriyle, sevecenliğiyle, güler yüzüyle, şahane kalbiyle gerçek bir arkadaş ve dosttur Oya. Oyacığım ayrıca çok esprili ve komiktir de. Ne mutlu bana ki, 1977-2017 aralığında Oyacığımla pek çok projede birlikte olduk. Nicelerine Oyacığım. Seni seviyorum.

 

 

 

 

Merve İldeniz

 Oya Tolga bu meslekteki en eski, en kıdemli, en bilgili kişidir. Pek çok yeniliği de sektöre getirendir. Sayısız defalar kendisi ile çalıştım. Sadece fiziklerimizi değil, ruhlarımızı da güzelleştirmeye çalışırdı. Bize bir abla, bazen bir anne gibi öğütleri olurdu. Hiçbir zaman, kızdığında dahi sinirli ya da delirmiş görmedim. Hatta gergin ortamları yumuşatırdı ve kızlan kayırırdı. Onun tavsiyesi olan yüz jimnastiğini de asla unutmadım. Devamlı yaptığından mıdır nedir hala ilk tanıştığım gün gibi duruyor. Neredeyse 34-35 yıl oldu. Onu çok seviyorum.

 

 

 

Mine Manavoğlu

 Canım Oya ablamla sene 1984 Alo reklam filmi çekiminde tanıştım. Rahmetli Zeki Mürenle birlikte çekmiştik Alo reklamını. Bodrum'da antik tiyatroda o sıcaklarda makyajımı yapmıştı. Kendime baktığımda "Bu nasıl bir şey" dedim. Abartısız, bir o kadar da dayanıklı. Öyle bir makyaj yapmıştı ki, kendimi öyle iyi hissetmiştim ki ondan sonra "Bu kadını tek geçerim" dedim. Sonrasında defılelerde makyaj Oya Tolga olduğunda adeta göbek atardım. Çünkü emin ellerdeydim. Gözüm kapalı hiçbir şeye müdahale etmeden, en iyisini yapacağını bildiğim için gönül rahatlığıyla kendimi teslim ederdim. İyi ki var, iyi ki tanımışım. Düğünümde de makyajımı yapmıştır. Özel günlerimde Oya Ablam olmadan olmaz. Seni                                                  seviyorum güzel kadın. Allah sana uzun ömürler versin.

 

 

 

Uğurkan Erez

 Oya bu mesleğe başladığım zaman bana makyajın mesleğim için ne kadar önemli olduğunu öğreten, benim için en önemli makyaj sanatçılarından biridir. Tabii sadece mesleğinde bir numara olması değil dostluğu, arkadaşlığı, sevgi doluluğu, hiç değişmeyen disiplini de benim için çok önemlidir. Seni çok seviyorum canım Oyacım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Merih Akalın 

 Efsane makyöz Oya Tolga... Ursula derim ben ona. Çünkü bir zamanların efsane aktristi Ursula Andres'e benzetirim. Bizim Oya ablamız muhteşem bir insandır. Güzel olduğu kadar asil ruhunun yanında bir ressam, heykeltıraş ve bir o kadar tevazu, çalışkanlık... Elinde sihirli bir değnekle bizleri yenide yaratan kadın. Yaptığı makyajdan sonraki halimi bir daha yakalayamam, Allah'tan fotoğraflarla ölümsüzleşiyor.

 

 

 

 

 

 

 

Sibel Tan

Oya ablacığım ile uzun yıllar beraber çalıştık. Modellik anılarımın haricinde, Oya ablamın kendi elleri ile beni gelin etmesi anlamlı bir hatıradır benim için. Gelin makyajı ile podyum makyajı arasındaki farkı görmüş ve çok şaşırmıştım. "Gelin oluyorsun Sibel"demişti. Zarif bir gelin olmuştum. Podyum arkası anılarımda bize erken makyaj yapması ve akşama kadar bozmamamızı söylemesi, aman bizi en son görsünde sıraya alsın diye kaçmamız, o senelerde cildimizi nasıl koruyacağımız hakkında bilgileri, cilt masajını anlatması, sadece makyaj değil bizim kalbimizi                                                     dinlemesi, bir abla olması benim anılarımda kalan izlerden bir demet.                                                   Çok beraber olmasak da özel günlerimde tek isimdir benim için.

 

 

Canan Mutluer

 Sevgili Oya Tolga in benden belli kelime sayısında bir şeyler yazmamı istediler. Şimdi ben az sayıda kelimeyle onu nasıl anlatayım? Derya denizdir, gerçek bir İstanbul hanımefendisidir, evinin düzenine, yaptığı yemeklere, sofra düzenine hiç girmeyeyim. Dünya güzelidir, kanatları arkasında gizli yardımsever melektir, harika annedir, mesleğinde ordinaryüs profesördür üstüne hiç tanımam. Bir işte Oya Tolga imzası varsa o iş kaliteli bir iş demektir. O makyaj yaptığı zaman gittiğiniz yerdeki en güzel kadın siz olursunuz ve fotoğraftaki en güzel çıkan kişi de siz olursunuz. Ona her şeyi sorabilirsiniz ayaklı kütüphanedir her konu hakkında bilgisi vardır. Kendisi benim kıymetlimdir, canımdır, kalbimin                                               sultanıdır. O kadar şanslıyım ki seni tanıdığım için... Benim hayatımda                                                   hep ol...

 

 

 

Kuaför İhsan Özatik 

Oya Tolga gençliğimden beri tanıdığım çok iyi dostumdur. Mesleğinde bir numara, senelerini mesleğine vermiş, yurtiçi ve yurtdışında çalışmalar yapmış ve bir çok kişiye bu mesleği kazandırmıştır. Oya karakter yapısıyla harika bir insandır. Kimseyi kolay kolay kırmaz, dedikodu yapmayan biridir. Elinden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışır. Güzel bir insan ve güzel bir kadındır Oya.

 

 

 

Yıldızları Boyayan Kadın Oya Tolga - Bonne Vie Ekim Ayı Video Fragman

 

Kaynak : www.oyatolgamakyajkursu.com

 

 

 

Please reload

Featured Posts

Yıldızları Boyayan Kadın Oya Tolga

October 1, 2017

1/6
Please reload

Recent Posts
Please reload

Search By Tags
Follow Us